Empati ve Müştereken İçleme

The Unrelative Truth ve KendiBiz kitaplarımızda müştereken içleme olayını ruhani bağlamda anlattık. İlahiyat için en önde duran bu kavram iç içelik vasıtasıyla ikilemi yok etmektedir. A ve B müştereken içledikleri veya içlendikleri zaman A+B yerine A’nın içinde B ve aynı anda B’nin içinde A durumu doğmaktadır. Sembolik olarak bu düstur şöyle ifade edilebilir:

Görülecek şudur ki, iç içelik toplama işleminden çok farklıdır. Toplama işleminde A ve B kimliklerini (ayrılıklarını) muhafaza ederler. Müştereken içlemede ise birlenmişlik kimlikleri önemsemez; bu iç içelik ortamında, anlayışta, bilinçte, görüşte bütünlük hakimdir.

Dolayısıyla iki şeyin birbirlerini müştereken içlemesiyle ayrılıklarını silmiş olurlar. Bu hakikatle  ben, sen o ayrılığı yoktur çünkü esas odak nokta birleyen ilkenin başarısıdır. İzlememizi birlik halinden başlatarak geriye doğru gidersek birliğin ancak müştereken içlenmiş şeylerle mümkün olabileceğini görebiliriz. Ruhani bağlamda  evrensel bir kuram olan müştereken içleme işlevini zihnî‑pisikolojik, vicdanî‑duygusal konularda da insan yapısında teşhis etmemiz mümkündür. Örneğin, empati konusunda yerleşik işlev iç içeliktir. Müştereken içleme empatinin doğal yapısında mevcuttur; bir bütünlük olgusu yaratır.

Empatinin tarifi hep kendimizi “başkalarının” yerine koymaktan söz ederek yapılır. Ancak bu eksiktir ve hikayenin yarısıdır.  Kendimize de empati mümkündür ve olmalıdır da. Kendimizi kendimizin yerine konmuş şekilde deneyimlediğimiz zaman öyleliğimizi (içerden) görüp öylece eksiklerimiz ve tamlıklarımız olduğunu görebiliriz. Bu duyarlılık sayesinde bilmekle ve rızanın ötesinde teslim olmakla empatinin ne olduğu öğrenilecektir. Giderek, empati sayesinde müştereken içleme yeteneğimiz güçlenecektir.

Empati aynı zamanda, saygının bir sonraki basamağıdır. Kendine saygı duyan kişi ancak karşısındakini de aynı hisle okuyup saygılı davranabilir. Yani yeteneklerimiz kişisel deneyimlerle oluştuğu için herşey bizimle başlayacak ve niyetlediğimiz etkiyle neticelenecektir.

Kendimize değer vermek ise ruhani bağlamda kutsallığımızın bilincinde olmakla mümkündür. Kendisini kutsal bilen karşısındakini de kutsal görecektir çünkü o anlayışa varmak için geçtiği yollarda edindiği talim terbiye ona başkalarına eşitlik tanımayı öğretmiştir. Hayy’ın bağışı eşit dağıtıldığından bu böyledir.

Müştereken içleme aynı zamanda samimiyetin temelidir. Hareket ve tavırlarımızdaki samimiyet diğer bir insanı değerli olarak içlemiş olduğumuza bağlıdır. Mümkünse onların da bilmukabele taktir ve duyarlılıkları bütünlüğü pekiştirecektir.

Uygulama yönünde bir gerekçe, empati, saygı, değer ve güven gibi ilkelerin başkalarına uygulanması öncesinde kendimizin bu ilkeleri deneyip ne olduklarını ilk elden bilmiş olmamızdır, çünkü müştereken vukuu bulacak bir hadise iki yönde aynı anda gerçekleşecektir. O anda bilincimiz dahilinde içlemeye yanaşmaya hazır olunmalıdır. Aksi taktirde doğruluğu başkalarına anında uygulayarak adil olabilme zorluğu çekilecektir.

Neticede dönüp dolaşıp hepten tek bir yere varıyoruz: Temelinde adalet yatan bir hayat içindeyiz. Adil olabilmek için empati ve müşterek içleme spiritüel yaşantıda uygulanması beklenen esaslardandır.

“Ben” Hakikati

Hz. Yunus Emre (1240–1321) Vahdet-i Vücud’u anlatmak için şöyle dedi:

“…bir Ben vardır bende, benden içeri.”[1]

 Bu çok kıymetli söylemin derinliklerinde The Unrelative Truth kitabının ele aldığı ve cevabını önerdiği bazı soruları sunuyorum.

  • Her an içinde bulunduğumuz ve içimizde olan İlahȋ “Ben” hakikati nasıl bir şeydir?
  • Bu hakikate nasıl erişilir? Veya şuurunda olunur?
  • Dinȋ kitapların vahy kısımlarının ve mistik yazıların tefsirinde açıklık nasıl güvenilirlikle sağlanır?
  • Bu güvenirlilik nereden gelebilir?
  • Vahy olunan bilgilerin hayatımızdaki yeri/işlevi ne olmalıdır?
  • Varlık (olunum) bilimi (ontoloji) kişiyi herhangi bir yönde dinȋ aydınlığa kavuşturabilirmi?
  • Oluluk, var oluş ve varlanış terimleri arasındaki etimolojik farklar nelerdir?
  • Türkçemizde din dilinin inceltilmesi veya saflaştırılması ihtiyacı varmıdır?
  • Bugün kulandığımız dilin manevi yaşantımızdaki olumsuz etkileri nelerdir?
  • İlahȋ bağlamda, kurtuluş (liberation), aydınlanma (Enlightenment), uyanış (awakening) ne demektir?
  • “Deneyüstülük” (transcendence) İlahȋ Oluluğa (“isness”) nasıl eriştirir?
  • Üç “birlik eşdeğerliği” nin anlamları nelerdir? [2]
  • “Müştereken içleme” (mutually inclusive) operatörü kutsal bir hassadır; nasıl uygulanır?
  • Dinȋ aydınlığa engel zihinsel öğeler nelerdir? Bu engeller nasıl ortadan kaldırılır?
  • Dinȋ inanç ve bilgelik arasındaki ruhani boşluk nasıl kapatılır?
  • “İlahȋ Sahiplenişlik” (divine Ownership) ve vahy/ilahȋ-ilham arasındaki bağın niteliği nedir?
  • İnsan halinin iki yüzünden biri olan göresiz (unrelative) insan hali ne demektir?
  • “Sahiplenişlik Pusulası”’nın yaşantımızdaki dinȋ kılavuzluğu nasıl gerçekleştirilir?
  • İnsan/İlah bağıntısının yaşamdaki adalet ve sadakat etkisi nasıl belirir?
  • Dinȋ yaşantıda doğruluk ve yanlışlık kaynakları nelerdir?
  • “Tanrı varmıdır?” suali geçerlimidir? İspatı olabilirmi?
  • Din nasıl ve neden ortaya çıkmıştır?
  • Dinler arası farklılıkların yok olacağı nokta neresidir? Dinlerdeki ortak nokta nedir?
  • Dinler arası birlik mümkünmüdür?
  • Dinler arası diyalog esasen nerede başlamalıdır?
  • Din-bazlı çelişkilerin ve doğan çatışmaların menşeği (kökeni) nedir?
  • Günümüzde dinin politikaya uygulanışı yanlışları nereden kaynaklanır?
  • Görecesizlik devlet yönetiminde nasıl fayda ve katkı sağlar?

[1] (Fuat, Yunus Emre: Yaşamı, Sanatçı kişiliği, Yapıtları, 1979), 94

[2] (Güralp, The Unrelative Truth, 2016), 176