KB – B8

8. BİLGİ DERİNLİĞİ

“Sizin bilemeyeceklerinizi Allah’ın vahyi ile biliyorum!”[1]

Dinî iletişimler dahilinde vahiy gerçeğine uygun kaçmayan ifadelerin düzeltilmesine yer vermek ve yanlış saydığımız görüşleri teşhis etmek için bu bölümde, bilgi derinliği konusuna girmek istiyoruz. Vahiy gerçeğini anlamamıza katkısı olacağından bilgilenme aşamaları ile yakın ilişkisine burada açıklık getirmeliyiz. Ayrıca insan kutsallığının keşfinin sadece zihinsel (esinlenme, ilham, içine doğma gibi göreli) yollarla gerçekleşemeyeceğini vahiy perspektifiyle açıklayacağız.

Bizi ruhanî keşfe hazırlayacak ve arzulanan ruhani bilince eriştirirken yardımcı olacak  önemli koşulu hemenbelirtmeliyiz: zihni tutarlılık içinde, nizam adına mantık çizgisinden sapılmasına hiçbir şartta müsaade edilmemelidir; bu hem kendimiz hem de başkaları için geçerli ön kayıt olmalıdır.

“Bir şeyin hakikat ve mahiyetini kavrayıp idrak ederek”[2] bilgilenmemizde fizikî, zihnî ve vicdanî türden veri kaynakları şüphesiz bize yardımcı olmaktadır. Yardımlar eşliğinde veri edinme işlevleri ve sonunda edinilenler üzerinden gerçekleşecek öğreni çeşitleri (bkz. s. 98) aşağıdaki listede bulunabilir:

  • ham girçekleri ilişkilendirerek bildiriye dönüştürme,
  • bildirilerden öngörülen kurallarla bilim geliştirme,
  • bilimsel ilişkilerin arkasındaki nedenleri anlama ve
  • nedenlerin ilkelerini bilgelikle kavrayarak doğruyu sağlama.

Listede yer alan dolaylı verilere dayalı öğrenme işlevleri yanında, dolaysız Veriye dayalı öğrenme, (aşaması) sadece ruhanî kurtuluş olayı (fenâfillâh) kapsamında anlamlı olacaktır. Hakikate teslimiyetle gerçekleşecek ve en üst seviye saydığımız bu aşamanın bizlere sağlayacağı en derin bâtınî bilgiler vahiy içeriklidir. Şu da söylenmelidir ki, bu son aşama aynı zamanda kutsal keşfe eriştirecek (bkz. Şekil 6) marifetullah haline eriştir.[3]

Vahiy

Vahiy kelimesinin lügat manası “fısıldamadır.” Kime fısıldanılmış  ise fısıltıyı duyacak sadece o kişidir.  Kur’an’da fısıldayan Allah, fısıldanılan Hz. Muhammed’dir. Kur’an, ayetlerinde kayıtlı fısıldamaları, yani vahiy verisi bâtınî bilgileri ve (dünyamıza) uzantılarını ihtiva eder. Diğer bir deyişle, Allah Hakikatini en derinliğiyle ifade eder bilgileri içerir. Vahiy verilerini anlamamıza yol açacak ve Bilgilenme Piramidinin zirvesinde bahşedilecek olan ruhanî şuurdur. Eğer bilgilenme olayı, olguların nicelik ve niteliklerini edinmek ise, soyut mevcudiyet içinden (ilk elden dolaysız deneyimle) edinilecek  şuur verisi vahiy kaynaklıdır. Böyle bir kaynağın niteliği nedir; bu kaynağa nasıl erişilir, bizimle nasıl bir ilikliliktedir; bu soruları konuşmalıyız.

Bilgi Derinliğine Doğru

“Göresizlik” kavramı, kitabımızın önde gelen anlatım konuları arasında olup, ruhanî bağlamda İlahî Aidiyetimiz sayesinde öyle veya böyle öğrenmemiz beklenen esastır.  Bu öğreninin dinî hassasiyetle, Allah’a kavuşma adına spiritüel çabalara hangi yönde ve nasıl katkı sağlayacağı anlaşılmalıdır. Dinî amellerimiz açısından sorun; olusal başlangıcımıza ait bilgi kaynağına ilkeler eşliğinde bizi eriştirecek uzanımda en kıymetli zihin malzemesi nedir, bilinmelidir. Kutsallığın keşfine destek olabilir şekliyle bu (göresiz) malzemeyi nasıl üretebiliriz meselesine de cevap geliştirmek gerekmektedir. Bilgeliğe ve üstü, göresiz zirve: anlanmaya erişmeyi nasıl başarırız? Bu amaçla bilgilenme piramidi basamaklarını tırmanma konusu ve başarısı bu bölümün temasıdır.

İdeal olarak her konuda bilgilenme, aklın derinliğini artırabilecek ve insan olgunluğunu adım adım ilerletecek bir çabadır. Bu çabanın başarısı bilgeleşmedir ve temeli daima halihazırda belleğe kayıtlı birikmiş, bazıları eski, çoğu yeni veriye dayalıdır. Doğuştan başlayarak bellekte biriken bazı veriler maalesef ki güncelliğini kaybedebilmektedir. Yeni edinilen veri zenginliğinin ve giderek bilgiyi artabilir derinliğinin tanımlanması o veriyi toplamış yöntemin kullanacağı veri kaynağına yakınlığına bağlıdır. Lâkin eski veri, “yakınlığa” muhaliftir ve böyle zıt bir rol üstlenmekten kendini alıkoyamaz; kıskaçtır! Göreli veriler bilgi derinliğini kısıtlamaya hevesle, yeni ve daha yakın bir bilgi kaynağına erişilmesini bir yönde engellerler; bağlamları dahilinde duvarlar örüp görüş alanını karartıp daraltırlar. Bu sınırlama hali zihin için bir bilinç “perdelemesidir.” Bu biçimde kısıtlanmış göreli bilgiler, şuurda kopukluk yaratmak suretiyle bilgeliğe ve giderek göresizliğin deneyimine mani oluştururlar. Zihinde mevcut “mani” yapının yaratacağı zorluklar, öğrenmek maksadıyla çalışan, niyeti temiz akla zarardır.

Özgürlüğü öğrenmemiş “sınırlayıcı yapının” meta özellikte olduğunu daha önce belirtmiştik (bkz. s. 94). Metagirin temsilî, yani sanal yapısı, ruhanî bağlamda olumsuz konuma sahiptir. Bu olumsuzluk nedeni özetle, verinin aktığı bilgi kaynağından ayrı bırakılmak ve dolayısıyla bilgi derinliğine mani olunmaktır. Öğrenme olayı zihinde şekillendiğindendir ki, Bilgilenme Piramidinin (bkz. Şekil 4) alt beş basamağında gözlemlediğimiz üzere, göreli temellere dayalıdır; bundan ötürü, direk ve dolaysız yönde, ortak içermeyen veri ve bilgi ediniş imkansızdır. Her basamak, bir üstü veya bir altı için öğreni bağlamında veri kaynağı olabileceğinden, görelik niteliği güçlü alt basamaklar Hakikatin göresiz Kendiliğinin, yani özgün[4] “münezzeh” hale erişimi zorlaştırmakta ve “perdelemeyle” bilince değişik derecelerde engel teşkil edebilmektedir. 

Bağlama Sadakat

Herhangi bir mevcudiyetten süzülecek verilerin hakikatle çelişmemesi, o mevcudun bağlamına sadakat gösterildiğine delildir. Virüs hastalığı bağlamında toplayacağımız veriler, eğer ileri bir gelecekte siyasal seçimlere avantaj sağlaması niyetiyle, sahadaki tıbbî verilere sadakat gösterilmeden hasta sayılarıyla oynanıyorsa ve düşük tutulan sayıların nasıl bir politik kazanç getireceği hesaplanıyorsa o vakit kafalar oldukça karışmış demektir. Bilgelik zirvesine doğru ilerleyen sürede eğer hakka sahip bilgi üretilirse, onun sayesinden kuracağımız bağlantıların yapacağı katkıların daha derin ve sahici değer taşıması sağlanacaktır. Hayatla, yani Hayy’la alışverişimizde doğru kararları otantik bilgi eşliğinde almamız ve ahlaken davranmamız bizi etkili ve verimli güzel olusal sonuçlara vardıracaktır. Anlanış olayı bu sonuçlardan en etkilisidir.

Şekil 6. Bilgi Derinliği ve Piramidi

Her zaman için, derinlik arayışı sürecinde gözetilen: doğru amaç ve mantıkla, duruma göre Bilgilenme Piramidinin (Şekil 6) basamaklarının her birinden istifade ederek ve basamakları anlık ihtiyaca göre inip çıkarak, ama uzun sürede hep üst kademeye özlemle, bilgi derinliğinin artmasını sağlayacak bilimsel tırmanıştır.

En derin bilgi, Hû’nun edindireceği Kendilik bilgisidir. Bu bilgiye vardıracak zirve bilgelik göresizdir. Bu zirve sayesinde ancak en üst “anlanış” hali olasıdır. Bu derinliğe erişimin, göreli öğreni aşamalarından terfi ederek, nihayetinde münezzeh İlahî Rıza ile gerçekleşeceği unutulmamalıdır. Kutsal keşif yolunda bilgilenme aşamalarından bekleyeceğimiz katkılar, İlahî Aidiyet deneyiminin başarıyla sonuçlanmasına yönelik olmalıdır. Şekil 6’da gördüğümüz her basamaktan beklenen katkı, üreteceği bilginin derinliği ile direkt bağlantıdadır. Söz konusu aşamalar tabandan yukarı doğru şunlardır:

1. Girçek:  İşlenmemiş temsilî veri edinme

2. Bildiri:   Bağlamlı veri üretimi

3. Bilim:     Uygulanır talimatlı bildiri üretimi

4. Anlayış:  Nedenli bilim üretimi

5. Bilgelik:  Doğruları gözleyenilkeli anlayış üretimi

6. Anlanış: Fenâfillâh akıbeti (marifetullâh)

1. Girçek

Bilgeliğe (hikmet) ve bir üstü zirve, anlanışa doğru bilgi yolumuzun ilk basamağı girçek, taban kademedir; işlenmemiş veri (done—Fransızca donnée) edinmekle görevli bir etaptır. Şekil 6’da gösterildiği üzere, dünyaya en yakın arayüz noktasındadır. Bilgilenme olayı için “dünya” değişik boyut ve renklerde bir kaynaktır. İnsan aklının oluşumunda ve zihnin gelişiminde rol oynayacak “ham madde,” duyu organları aracılığıyla dış mevcudiyetlerden edinilecek girçeklerdir. Sayfa 100 ile sunulan körlük örneğinde, sözünü ettiğimiz ilk üç veri edinme yöntemiyle kayda geçecek ve dünyadan alınacak şeyler de girçeklerdir. Kodlanarak hafızaya yerleştirilmeleri sırasında, insan beyni yapısına uygun bir hale getirilirler. Ham verinin kendi başına fazla bir öğreti getirisi olmayacağından “işlenmesi” gerekir. Aklın ihtiyacı olan “yakıtın” belli bir derecede değer (oktan) kazanması için girçeklerin birbiriyle ilişkilendirilmesi ve bunun için de girçeğin hamlığında “gizlenmiş” faydaya erişilmesi gözetilir.[5] “Hamlığın” özetleyici filtrelerden geçirilmesi ve derinleşmiş veriye dönüştürülmesi piramidin diğer “yukarı” bilgilenme basamaklarının işlevi dahilindedir.

2-Bildiri (Enformasyon)

İkinci bir veri türü olarak “bildiri,” girçeklerin ilişkilendirilmiş formatıdır. Bir üst öğreni kademesine sağlayacağı faydalar, hakikati ne derecede temsil ettiğine bağlıdır. Üreteceğimiz bildiriler, türlü kaynaklardan edineceğimiz girçekler arasındaki bağları düzenlerler. Söz gelimi, havalimanındaki Enformasyon Masası yolculara alanda sunulan hizmet türleri ve gişe lokalleri ile ilgili veriler sunabilir. Ülke dışından gelmiş ‑bazen kaybolmuş‑ yolcuları yönlendirici bilgiler içeren broşürler oradan temin edilebilir; şehre otobüs seferleri, oteller, turistik geziler, tarihî eserler ve lokalleri ile ilgili düzenlenmiş belgeler ve haritalar söz konusu bildiri malzemesidir.

Genel kapsamda yaşantı ile ilgili bildiriler, kaynak olarak hayattan edindiğimiz verilerin bağlamlarıyla beraber, zihnî raflarda istiflenmiş haldedir. Doğal alemi, nicelikleri ve nitelikleriyle fakat nasıllarına ve nedenlerine girmeden kabaca tasnif ederler. Beslenme hususunda neler yememizin iyi olacağı, sağlığa fayda sağlayacağı, veya sıhhi durumumuza nazaran hangi yiyeceklerden uzak durmamız gereği hakkında medikal bildiriler, günümüzde önemli bir alan oluşturmuştur. Bildirilerin içeriği neyin, ne zaman, nerede, kime, neye ait olduğunun tespit edilmesiyle oluşur.

Bildiri konusunda bir örnek daha verecek olursak; Covid‑19 virüsüne kaç kişinin yakalanmış olduğu girçeği, ülke kapsamında sayısal bir bildiridir. Her ülkenin veya vilayetin hasta sayısı diğerleriyle karşılaştırılarak enfeksiyonun dünyadaki coğrafi dağılımı bildirisi, belli amaca hizmet adına biraz derinleştirilmiş fakat yine de kaba bir veridir. Dağılımlara göre nereye, ne zaman daha fazla sayıda sağlık malzemesi yardımı yapılacağı da başka bildirileri oluşturabilir. Bildiriler veri olarak bir üst kademeye, yani bilime kaynak olurlar.  

3. Bilim (Knowledge)

Üçüncü bilgilenme kademesi bilimdir; eylem amacıyla bize yön gösterebildiği derecede, uygulamaları netice alıcı bir niteliğe sahiptir. Bu da başka bir tür öğreni verisidir. Bilim sayesinde içinde kullanılan bildiriler bir kıdem, yani bir derece daha derinlik kazanmış olurlar. Ayrıca istenilen yönde hamle yapabilmek için de talimatlar, yani “nasıl” sorusunu cevaplayan yöntemlerin kullanılması için veri oluştururlar. Derinlik kazanan bildiriler belli bir noktada, “bu nasıl oluşmuş” veya “nasıl çalışır” türünden pratik niyetli sorulara cevap verebilen bilime dönüşecektir.

Yine Covid‑19 örneğinden yola koyularak, virüs dağılımının hangi bölgelerde en yoğun olduğunun öğrenilmesi ile ortaya çıkacak örüntü (desen, patern), o bölgedeki insanlar arasında sosyal mesafenin sağlaması ve hastaların takibi açısından virüsle savaşta faydalı veriler sağlayacaktır. Verilerin getirdiği bildirilerden giderek salgın nasıl dağılıyor ve bunu durdurmak için hangi etkili önlemler nasıl alınabilir sorularına verilecek cevaplar bilim kapsamındadır. Bilim, enfeksiyonun (salgının) dağılım sayısını ve örüntüsünü bize gösterirken, etkili hareket öncüllerimizi, derece ve zamanlamasını bilimsel verilerle pandemiyi ele almamıza ve parametreleri kontrol etmemize yardım edecektir. Sahte olmayan verilere dayanan anlamlı eylemler salgının yayılmasını ve insanların ölmesini önleyerek, bilime itimadın ve verilere güvenin göstergesi olacaktır.

Veriler üzerinden doğanın tanımı kuramsal bilimin[6] hedefidir. Bu çabanın başarısı için, doğanın nasıl işlediğini, yapısının oluşumunu deneylerle incelemiş, toplanan veriler aracılığıyla araştırmış ve derinlemesine işlevsel kodlarının bilincine (kuramsal bağlamda) varılması gözetilir. Bilimin ereği sonuçta, uygulanabilir “doğru” sonuçlar vadeden ilişkilerin deneyime elverişli biçimde tasarımıdır. Bu yönde, tasarım için aklî malzeme deneysel (ampirik) veriler eşliğinde değerlendirilerek bilgi sentezi yapılır. Sonuçlar uzmanlar aracılığıyla teyit edilerek, uygulanırken herkes tarafından doğru kullanılması adına kayıt altına alınır.

Bilimde İnanç Faktörü

Modern fen (müspet ilim) dalları, başlangıçta tahmine inançla, daha sonra verileri tefsirle öğreni sağlamaktadır. Doğruluğuna kanaatle başlayan hipotezler, giderek deneyler sayesinde üretilen tekrarlı verilerle teyit edildikçe, kuramsal istikrarlılıkları itimat kazanacaktır. Değişmezliğinden şaşmayan sonuç, verilere dayanan teknolojik uygulamaların istikrarlı olacağına inanarak mamullere güvenilmesi ve böylece işlevlerinin kanıtlanması bilimsel geleneğin yerleşmişliğinin gösterimidir.

Sırtını inançlara dayamış ruhanî keşif, kullanacağı veri kaynakları bakımından madde ötesi, yani metafizik nitelikte olacaktır. Dolayısıyla inanç bağlamında üretilecek verilerin nitelikleri zihinsel ve vicdansal olacaklarından, inanç da kendince metagir vasıftadır diyebiliriz. İnançla başlayan sonuç çıkarma işlevinin her yönden neticede zihnî ve vicdanî verilere dayanacağını anlamalıyız.

İnancın ötesinde, bilginin bilimle teyit edilebilmesi adına ihtiyaç duyulan deneyim yöntemleri uygulanırken, Ruhanî bağlamda vahyin ilettiği ve ürettiği veriler kapsamında vahiy yoluyla da olsa deneyimle teyit ediş, müspet ilim eğilimli çok kimse tarafından “bilimsel” sayılmamaktadır. Bu handikaba çözüm getirmek adına, şu sorunun cevabını araştırmalıyız: Doğruluğuna güvendiğimiz inancın çok daha berisinde, ruhanî bağlamda rastlanacak “kesinlik mümkün ise ve bu kesinlik[7] sadece göresiz İlahî Kaynak’a ait ise, bu kesinliğe deneyimsel erişim bilimsel anlamda nasıl bir yöntem gerektirir? Kutsallığın Keşfi Projesi’nin misyonu, “kesinliğe” cevap üretecek yaklaşımı açıklamak ve, keşfin başarısı için göresizlik adına evrensel objektif yönü işaretlemektir.

4. Anlayış

“Neden” (veya niçin) sorusunu bilimin araştırmalarına ekleyen zihnî faaliyet anlayışa yol açar. Olup bitenlerin ve biteceklerin nedenlerini ayıklayan analitik zihin, doğru (ve uygun) bağlamlara sadık kalarak bilgisini derinleştirir. Olumlu yönüyle anlayış, nedenleri inceleyerek doğruyu yapmak maksadıyla, bilgelik için veri üreterek yanılgılardan uzak kalınmasını sağlar.

Covid‑19 pandemisi sırasında hasta olanlardan hasta olmayanlara virüsün geçişinin neden bazı şartlarda gerçekleştiğinin anlaşılmasıyla bilimsel veriler eşliğinde alınacak tedbirlerin virüsten korunmaya yol açtığı görülmüştür. Olayların altında yatan işleyiş mekaniğini anlamak ve hastalığa karşı bir mücadele cephesi oluşturmak için zaman içinde yeni bilimsel veriler, nedenleriyle ve nasıllarıyla ilişkilendirilmiş, ve sayesinde çeşitli mücadele taktikleri geliştirilmiştir. Veriler arasında bağlantılar var ise, bunların gizlenmiş nedenleri araştırılarak, belli olgular aydınlığa çıkarılarak nasıllarıyla tekrar tekrar incelenerek insanlara faydalı olunulmaya çalışılmıştır.

“Kalbe” yerleşmiş vicdanî (ve ahlakî) normlar, adaletli olunduğu taktirde insanın kararlarına “şöyle olacaktır,” “böyle olmayacaktır” türünden yönlendirmeler yaparak, karşılaşılan durumlarda doğruluk adına sağladığı katkı özel bir konumdadır. Daha önceden edindiğimiz vicdanî anlayışlarımız niçin adaletli olmamız gerektiği bilgisini belli eder ve bize hakikat adına yön verir. Bu gerçeği Kur’an’ın tümünde görmekteyiz. Ayetlerde verilen etki‑tepki içeren anekdotlar yardımıyla, ruhanî‑spiritüel ilkeleri insan vicdanına yerleştirmek ve bu ilkelerin bilgeliğe yol açması için doğru anlayışlar, öğütler şeklinde okurlara sunulmaktadır. Etki‑tepki anlayışı bilimsel temele dayanır. İlişkiler zinciri oluşturan etki‑tepki sonuçlarının deneyime bağlı geçerliliğinin devamlılığı,hayat zincirinin halkaları üzerinden doğrulukla ilerleyerek kuramlarla sağlanır.

5. Bilgelik

Hangi konuda olursa olsun, bilgelik,[8] ilkelerin yönlendirmesiyle erişilmek istenen neticenin değerini her şeyin önünde tutarak hareket ettirir; çünkü niyeti her zaman için hakikate sadakattir. Bilgilenme Piramidinin alt kademeleri sadece işlevlerin anında ve eksiksiz şekilde yapılmasına odaklanmıştır. Bilgelik, bunların üstünde, doğru şeye sadakatle fiiliyatın etkinliğinin adil olmasını gözetir.

Bilgeliğin önemli diğer ilgisi de, eylem sonuçlarının “uzun sürece dönük” kalıcılığıdır. İleri zamanı dikkatle izleyen, takva eşliğinde bir görüşle (vizyonla), doğruluk adına kazançlarımızın gelecekte al gülüm‑ver gülüm (win‑win) olması gayesiyle, kısa vadede fedakârlık yapmaya açık ve yatkındır. “Anında tatmin olma” baskılarına boyun eğmez ve “günü gün etme” teşviklerini umursamaz; ideal olanı takiben tasarlanan pozitif amaçları, her zaman için geçerli ve herkes için mümkün kılmaya çalışır.

Covid‑19 salgınında “maske takılsın” veya “takılmalıdır” görüşünü dirençsiz kabul edenlerin, hastalığın yayılmaması ve tanımadıkları insanlara dahi geçmemesi için gösterilen duyarlılık, doğruyu yapmak namına kutlanacak bir tavırdı. Amerika Birleşik Devletleri’nde karşılaşılan maskeye karşı duruş, maske zorunluluğu bazı kesimler tarafından bireyin anayasal haklarının ihlali olarak nitelendirilmiş ve hastalığın daha da artmasına neden olmuştur. Bir zaman sonra maske veya yüz örtüsü, devleti idare edenler tarafından politik bir mesele haline dönüştürülmüş ve partizanlık uğruna “doğru nedir” unutturulmaya çalışılmıştır. Maske kullanımı teşvik dahi edilmeyerek, ne yazık ki birçok kişinin gereksiz ölümüne neden olunmuştur! Bilimin tavsiye ve önerileri, verileriyle beraber kaale alınmayarak, bilgeli kararlar ertelenmiştir.

İlkelilik, ahlaken takva (yanlıştan sakınmayı) destekleyerek adiliyet, sadakat, dürüstlük, merhamet, vicdanen sahiplik, kalpten samimiyet ve hakikilik gibi prensiplerin önde tutulmasını gözetir. Bu tür kavramları anlayarak onlar sayesinde objektif davrandığımız sürede, kurtuluş hedefine yönlenmemiz ihtimali artacaktır. Kur’an’daki öğütlerin bu amaçlarla verildiği görüşündeyiz. Ruhanî bağlamda bilgelik, doğruluğa dikkat ederek “anlanışa” doğru yönelik gerçekleri tercih etmektir. Bilgelikle Allah adına, insanlık ve doğa yararına değer ve kıymet kollayan ilkeli tavırlara sadakatle özen gösterilmesi, bizce bir kulluk görevidir.

Bilgeliğin niteliği bakımından, diğer bilgi üretim yöntemlerinden oldukça farklı olduğunu anlamalıyız. Girçek toplama, bildiri yayınlama, bilim üretme ve anlam verme işlevleri öncelikle, kullanılacak kaynak açısından verimli olmayı amaçlayan arayışlar içindedirler. Yani peşinden gidilen uğraşının başarıyla tamamlanması ve sonucun en düşük masrafla ve en az kayıpla gerçekleştirilmesi gözetilir. Ve bu yapılırken, uzun nefesli değer ve kıymet gözetimleri işlevin değerli bir parçası değildirler. Sadece verimlilik için uygulama alanına faydalı olabilir mi bilgisiyle meşguliyet, bilgelikten nasibini alamamış idarecilerin ve teknokratların öne süreceği kısır bir vizyona bağlıdır. Bu yaşam görüşü doğaya zarar vermeyi umursamayanlara aittir.

Genel olarak bilgeliğe, ilerleyen yaşlarında ak sakallılara has bir yetenekmiş gibi bakılsa da, (erkek ve kız) çocuklarda gözlemlenen doğru yapma temayülü ve arzusunun bilgeliğin esas temelini teşkil ettiği görüşündeyiz. Saf bir zihnin, doğal bir şekilde ve kolaylıkla doğru olana yanaşmasının nedenini düşünmeliyiz. Saflığın, hala her birimizde yerleşik olabileceğini de unutmamalıyız. Mesele, o temiz akla tekrar dönebilmek!

6. Anlanış

Bölüm 13’de (bkz. s. 179) “anlanış” kavramı ve içlediği konu bağlamı derinlemesine incelenecektir. Burada kısaca şimdi, anlanışın bilgilenmeye katkısı nedir ona bakacağız.

Anlanış özetle, ilksel İlahî Kaynak niteliğini bize öğretecek olaydır; bu vukuata “kurtuluş” da denmiştir. Anlanış, Allah Hakikatinin bilgisine erişimi sağlayacağından,kavram olarak marifetullah ile müsavi amaç ve bağlamda kullanılabilir. Öğreni getirisi açısından anlanış,  varlanışın cevherine bir deneyim üzerinden işaret edecek ve ontolojik anlamda “nereden gelindiğini” bildirecektir.

“Dolaysız deneyimle keşfetmeyi gözlediğimiz hakikat Oluluktur” dendiğinde, (bkz. s. 23) kaynağında göresizliğiyle keşfedilecek niteliğin saflık olacağı belirtiliyor. Anlanma olayı, soyut kaynak Oluluk ile iç içe olduğumuzu, o bir “anlık” arınıklığıyla duyulamamızdır. Hayy müşterekliğimizin sade An’da deneyimiyle kavrayacağımız gerçek, soyut mevcudiyetimizdir; bütün diğer öğrendiklerimizin somut sınır(lılık)larından sıyrılarak[9] erişilebilir en üst ve göresiz kutsal bilinç kategorisidir. Bu kategori aynı zamanda İlahi Aidiyetimizi (bkz. s. 53) ifade etmektedir.

“Nasıl yaşanılmalıdır ki tekamülle bilgeliğe varıp, sonra olgunlaşma/gelişme ötesinde anlanma gerçekleşebilsin?” sorusunun derinlemesine araştırılması ontolojik bilimsel bir konudur; kutsallığımızın keşfi böyle bir konuya girme isteği ile başlamalıdır. Objektiflikten ödün vermeyen çabalarla ve ilkeli bir yaşama bağlılıkla olgunlaşmayı ve giderek temiz akılla Bilgilenme Piramidinin ürettiği verilerle göresizlik eşiğine kadar gelinmesini gözleyen bir atılımdır. Ruhani zirveye ayak basmaya layık görülmemiz halinde, ruhani bağlamda “cehaletten” kurtulmamıza Hakk, anlık  fırsat tanıyacaktır. Anlanmanın sağlayacağı bâtınî bilinçle, insan kutsallığının keşfi ve İlahî Kendiliğin şuuruna varış gerçekleşecektir. Olguların barındırdıkları ilişkilerinin berisine, yaşantı sırasında varılması ancak ilkelerle çalışan olusal bir iç “pusula” yardımıyla olasıdır.[10] Olunum özümüze “inerek” bağlamlardan arınık şuurla, göreliğin kaybedildiği, yani sadece soyut olunum halimizle An’da yalnız kalarak gerçekleşecek olay, benden içeri Ben’le içten aydınlanmadır.

Zirvede Bilgi

Hayatla değişik ortamlarda edindiğimiz deneyimler bazen çok kıymetli veri kaynaklarına dönüşürler. Bu kaynaklardan üretilecek bilgiler, nitelikleriyle ilkesel farklar sergileyebilirler. Özellikle kutsallığın keşfinde söz konusu olan ilke objektifliktir. Onun sayesinde bütün faklardan sürekli faydalanarak, Şekil 6’da gösterilen Bilgi Derinliği Piramidinin basamaklarıyla zirvesine kadar  tırmanmamız mümkündür. Ümidimiz, beşeriyet kaynaklı göreli verilerden elde edilecek bilgilerin, zamanla süzülerek, bilgi derinliğinin son etabına gelişerek, Olu kaynaklı marifetullah bilincine dönüşmesidir. Hz. Celalettin Rumi’nin “Hamdım, piştim, yandım!” sözü, bilgi derinliği artışının (kısa bir silsile ile) sade ve özet ifadesidir. Bu silsilenin neticede öngörüsü, bizim yorumumuzla: dolaylı öğreniler sayesinde edineceğimiz “ham” verilerin, objektif akıl yoluyla “pişerek” göreliklerinin temizlenmesi sayesinde ve son hamlede, dolaysız bilgeliği gözeten temiz akılla mantıktan şaşmayarak, bireysel marifetullah haline, yani anlanmaya doğru seyir etmektir. Varılacak son durakta “yandım!” denilmesiyle spiritüel/ruhani aydınlığa kavuşulduğu anlaşılacaktır.[11]

İlahî Aidiyet Bölümü’nde (Bkz. s. 53), dizilenen fizikî, zihnî, vicdanî ve ruhanî mevcudiyet türleri içinde bilgilenme, her biri için aynı yöntemlerle sürdürülmelidir. Fizikî alanda veri edinmek ile vicdanî alanda veri edinmek aynı işlevi ve prensipleri takip eder. İzlenen yolda doğruluk, sadakat, objektivite, ihlas[12] gibi ilkelerden vazgeçmeden veri toplamak her hal ve şartta bir takva meselesidir. Derinlik adına gerçeklere adil olunması, “nasıllarsa öyledir sadakatiyle rızası güdümü, hakikate teslimiyet gerektirecektir. Bu tür holistik bir tutum, verilerden süzülerek elde edilecek bilginin derinliği ile iç içedir; yani birinin yokluğunda diğerinin varlığı mümkün olamaz.

Covid‑19 salgınını tekrar örnek alacak olursak, hastalanmış insan sayısı eğer gizlenerek aslından daha düşük gösterilirse (yurtdışında gördüklerimizden yola çıkarak), virüs ile ilgili sayılardan edinilen bilgilerle yönlenerek alınacak önlem ve tedbirler doğru olamayacaktır. Bu yanlış tutumla öne çıkacak aksaklık, gerçek hasta sayısının bildirilmeme maksadından ziyade, gerçeği yansıtan hakiki sayıları kullanmayarak, insanların ölmesini engelleyecek yöntemlerin etkinsizliğine, yani sonucun bahanesiz olumsuzluğuna yol açacaktır. Dolayısıyla doğruluk, hakikat bilgisi derinliğiyle temelden iliklidir. Bu beyanı genelleştirerek “bilgi derinliği ahlȃk ile temelden iliklidir” şeklinde bir aksiyom da öne sürebiliriz. İnsanlık adına dürüstlük ve empati,[13] bilgeliğe doğru seyir sırasında bireyden vicdanen beklenen, hakikatin pozitif değerlerini sahiplenmesidir. Sahiplendiğimiz şeylerin aidiyetlerimizi belirlediğini de unutmamalıyız. Doğru olanı yapmak üzere (hikmet) eksiksiz hareket etme alışkanlığını aksatmamak bilgeliktir. Böyle bir duyarlılığı (takvayı) kendileri için normalleştirmiş insanlar, doğruluğun pençelerinden kurtulmayı istemeyeceklerdir; arzuları, Covid‑19 salgını verilerinin aslına en yakın sayılması ve neticede herkesin şeffaflık adına hakikati bilmesidir. Muhakkak ki insanlığın iyiliğine sahip çıkan diğerkâmlar, doğruluk ve dürüstlük namına sadece aslı temsil eden verileri herkesin esenliği için sağlık bağlamında kullanacaklardır. Diğerkâmlık (altruism) bilgilenmenin zirvesine uzanan yol boyunca doğru yönlenmeye eşlik edecektir. Vicdanen sahiplenişKur’an’ın özünde yerleşik, sosyal dayanışmayı sağlayacak önemli bir ilkedir; duygusal zekamızı geliştirerek toplumsal  farkındalığımızı arttırarak kutsal nizama nasıl katkı yapılabileceğimizi bilgi üzerinden düşünmeliyiz.

Doğru Yönde ve İyiyi Seçmek

Doğruları izleyerek vicdanen, ahlaken ve dolayısıyla dinen olgun insan olabilmek için “iyiyi” bir ideal sayan çizgiyi görüp, bilip nasıl seçeceğiz? Allah vergisi doğaya ve doğanın parçası insana yapılan zulümleri, doğruyu ve onun kardeşi iyiyi öğrenmemişlere neyi nasıl açıklayacağız? Hakikate zarar vermeden, sokak hayvanlarının sayılarını azaltma yöntemine, hangi ilkelere önde tutarak karar vereceğiz? Rasyonalize ederek öldürmeye kılıf uydurabilir miyiz? Niyetin en baştan kötü olmadığına  kendimizi ikna etmiş olsak dahi, imha fiiliyatı sonuçlarının Hakikate zararlı olacağı gibi yaşam içinden dönüp bize de zararlı olacağını göre‑göre nasıl, inatla, olumsuz tutumlardan vaz geçmeyiz? İlahi Hakikati sahiplenerek birer kul olarak şahsen eksik olanı nasıl onarıp tamamına erdiririz? Allah şahit: bunu vicdan anlamalı. Çam kokan dağların bağrından altın madeni sökerken toprağa siyanürlü sıvıların sızmasıyla Allah’a ait doğanın zehirlendiğinin umursanmamasını, bu aldırmazlığı çok sevdiğimiz Kaz Dağlarında ve diğer lokallerde Hakikate yapılmış bir kötülük (“günah”) olarak kabul ediyoruz. Topraktan gelir elde etme işlevinin hiçbir canlıya, yani doğaya zarar verilmeden yapılmasını; Allah şahit: sağduyulu kişi bunu ummalı. Altın madeninden daha kıymetli saydığımız bilgiler ihtiva eden ruhani türden “veri madenlerine,” onlara zarar gelmeden Allah cevheri insan üzerinden erişim başarılmalı; Biz şahitiz: bu motivasyon dolaysız bilgeliğe ait olmalı.


[1] Kur’an 7(39): 62.

[2] İlim tarifi, bkz. s. 89.

[3] Marifetullah: Allah’ın zatı, sıfatları, fiilleri ve isimleri hakkındaki bilgi. (İslamAnsiklopedisi, 2016-2020).

[4] orijinal

[5] Toplum için bu “gözeti,” teknoloji üzerinden Yapay Zekâya (AI) yüklenmiştir.

[6] science

[7] Kesinlik bazen kusursuzluk olarak da tefsir edilebilir.

[8] Hikmet: gizli sebep.

[9] Bu cümlenin yanlış tefsiri: “hiç bilgilenmemek daha iyidir” demektir.

[10] Bkz. serinin ikinci kitabı “Kavuşturacak Pusula”.

[11] Bu seyir sırasında çilenin rolü yanlış anlaşılmıştır!

[12] Samimiyet, yürekten bağlılık ve sevgi.

[13] Eş duyum.