9. KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRME VE ÖTESİ
“Hamdım, piştim, yandım!”[1]
Kayıt altına alınmış “ham” verilerin zamanla beyinle işlenerek sabırla “pişmesi” ihtiyacının nedeni, bilgilenmeyi derinlemesine olgunlaştırarak nefsin silinerek berisine geçmemizin, yani Allah’ın lütfuyla mecazî “yandım” denilmesinin sağlanmasıdır.

Şekil 7. İhtiyaçlar Hiyerarşisi[2]
Bilgi derinliğini kazandıracak zikir, ilkeli tesbihle (tekrarlılıkla) günlük yaşantımız devamınca uygulanacak ve göreliklerden arınıklığı sağlayacak hatırlatıcı tekerrürlerdir. Aynı zamanda, zihnî bağlamda derinlik, insanın değişik ihtiyaçlarını karşılarken, kendine has potansiyelini gerçekleştirmeye yönelik ilerlemesine yardımcı olacaktır. En ideal şekilde insanın kendini motive eden gerçekleştirme, A. H. Maslow’a (1908‑1970) göre, kendisinin önerdiği İhtiyaçlar Hiyerarşisinin[3] en üstündeki kategoriye tekabül etmekte idi. Fakat Maslow hayatının son senelerinde, hiyerarşisinin “en tepesinde” ek bir kategorinin bulunması gereğine veKendini Gerçekleştirme[4] kategorisinin de üstünde “Kendini Deneyimüstü Aşma” (self‑transcendence) motivasyonunun gerçekliğine kanaat getirmiştir.[5] Bu eklem ile, kendini gerçekleştirme olayı ötesinde “kendini bilmeye” ruhanî bağlamda duyarlılık kazandırılmıştır. Şimdi, Şekil 7’de gösterilen ihtiyaç kademelerinin motivasyon içeriğini özetleyelim:
1-Fizyolojik Motivasyon:
Açlığın giderilmesi esas beka odaklı güdüdür. Nefes alma, su, cinsellik, uyku, sağlıklı beslenme gibi diğer fiziki bedensel doğal ihtiyaçların giderilmesi de bu kademede yerleşiktir.
2-Güvenlik Motivasyonu:
İstikrar, beklentilerin gerçekleşeceğinin ümidi, düzenli ortamın devamlılığı, tehlikelerden korunmak için barınak, iş hayatı ve gelir kaynağının kesintiye uğramaması, ahlak, aile bireyleri için sağlık ve mülkiyet korunakları (sağlık sigortası, banka hesabı garantisi) aidiyetlerin emniyeti ve genelde korkudan uzaklık bu kademe dahilinde gerçekleştirilmeye çalışılır.
3-Sevgi alış verişi ve Sosyal Motivasyonlar:
Daha öncelikli (erkli) beka ve güvenlik etkenleri tatmin olduğundan bu kademede “aidiyet” ihtiyaçları öncelik kazanır. Varlığımızla yakın müştereklik oluşturan eş, aile, arkadaş ilişkileri üzerinde durulur. Bireysel yalnızlık yerine, paylaşılır bir yaşam için katılımla sevgi, muhabbet ve dostluk maksatlı yakın bir çevreyle süreklilik aranır. Cemiyet geleneklerince evlilik, anne babalık, ninelik dedelik en temel birliktelik öğeleri kabul edilir ve sülale devamlılığı teşvik edilir çünkü dolaylı olarak cemiyetin de mutluluk adına aile topluluğuna uzun sürede ihtiyacı vardır.
4-Saygınlık Motivasyonu:
Onurla bu kademede, cemiyet ve ait olduğumuz topluluklar içinde beğenili, itibarlı ve değerli (rağbette) kişiliğe sahip olmak, kendimize özsaygıyla, özgüvenle, mesleki güç ve uzmanlık gösterisiyle, başkalarınca saygı değer kabul edilme motivasyonu içindedir.
5-Kendini Gerçekleştirme Motivasyonu:
Maslow’a göre, kişisel ısrarla “büyüme” ve gelişme motivasyonu bu kademinin temelidir. Kişi kendine en mükemmel örnek olabilme arzusuyla gizli kabiliyetlerini keşfetme ihtiyacı duyar. Yaratıcılık ve inovasyonla çözüm sağlayıcı beceriler önemsenir. Kişi inançlarına ve değerlerine aykırı düşmeden, onlara vefakarlık içinde ilerleme gereksinimi hisseder. Buna destek verecek ilkelere bağlı fakat dış baskılara bağımsız kararlar alabilen güvenle baş vurabilecek yeteneklere eğilimlidir. Kendisini ve diğer kişilikleri aksaklık ve eksikleriyle oldukları gibi kabullenerek kendini geliştirip gerçekleştirmek amacıyla her engeli aşmaya hazırdır. Kendini en derinden bilme ihtiyacı bu motivasyon ile aynı paralelde bir istencedir. Hayat onun için, en üst seviyede bir maksat ve mana arayışı sürecidir.
6-Kendini Deneyim üstü Aşma[6] Motivasyonu:
En üst kimliğimizi bilme güdüsü; Maslow’un terimiyle “zirve deneyim” ile ruhanî bütünlüğe kavuşmak bir spiritüel motivasyonu oluşturur.. Ayrılığı sonlandırma iç güdüsü, Allah’a kavuşmayı giderecek özlem hali, Kendiyle birlenik varsaydığı Hakikati ilk elden bilme, yani göreliği kendinde aşma istemci bu en üst kademi tanımlar. Bu ruhani ihtiyacın ancak anlanış olayı ile doyurulabileceği daha önce (bkz. s. 119) kısaca açıklanmıştı.
Kutsallığın keşfi projesinin öncül amaçlardan birisi: insan ihtiyaçlarının en derin olanının giderilmesiyle (kendini aşarak) temel ayrılık duygusunun sonlanması, ve giderek tevhidi yani İlahî Birlik bilincine içten kavuşulmasıdır. Netice itibariyle, her anın bütünlüğünde tamıyla (holistik) yaşanıldığının bilinmediği bir durum içindeyiz: bu bilinmezliği ve temel gizemliliği sonlandıracak aşama, kimliğimizle müştereken içlenmiş İlahî Kendilik hakikatini keşfederek öğrenmemizdir. Dolayısıyla muammaya çözüm getirecek keşif, Maslow’un terimiyle “zirve deneyim,”[7] bizim terimimizle “anlanmadır.”
Zirve Deneyim
Önceki bir bölümde sunulan körlük örneğinde sözü geçen veri üretme yöntemlerinin (bkz. s. 101), dördüncüsü, yani dolaysız‑deneyim metodu, Maslow’un “zirve deneyim” olarak adlandırdığı insan tecrübelerinin en derinine atıf yapmaktadır. Zirveye vardıracak olan, Bilgilenme Piramidindeki (bkz. Şekil 4) Anlanış kategorisinin de aynen amaçlandığı, görelikten yoksun dolaysızlığın deneyimidir. Bilgilenme zirvesinde (bekleyen) vukuu bulacak bu deneyimin insana en derinden olusal anlam kazandırabilirliği ve onu yaşantısı boyunca motive edebilir ruhani tek hedef olabileceği görüşündeyiz.
Bilgi ‑ İhtiyaç Paralelliği
Eğer insanlığa has tüm gereksinimlerin doğal itkisi, insanın kutsallığını bilmesi ihtiyacından doğuyorsa, “zirve deneyim” arayışı içine girmiş dindar insanların ruh hallerinin de o zaman, “en üst” ihtiyaca yönelik olduğu fikri kabul görebilir mi? Hakikatin Kendiliğiyle bilinmesi güdüsünün en derin spiritüel bir ihtiyaca dayalı olduğu kanısında olduğumuzdandır ki bu konuyu en üst ihtiyaç kademesi üzerinden konuşmamız beklenmelidir. Sonuçta varılabilir aydınlanma ve göresiz bilinçle kutsallığının keşfi, kendini “son haddinde” bilmek isteyen kişiyi için heyecan verici bir motivasyon sayılır.
Erdemlik
Psikoloji bağlamında kendini aşma (beşinci) kademesi, Maslow’a göre sağlıklı, özgüvenli ve olgunlaşma niyetli kişinin kendini gerçekleştirmesiyle edineceği erdemliği kendinde arayışıdır. Sayfa 98 deki Bilgilenme Piramidi yakından izlendiğinde, beşinci kademe olan Bilgelik’in aynı zamanda Şekil 7’deki İhtiyaçlar Hiyerarşisinin beşinci kademesine, yani Kendini Gerçekleştirme aşamasına tekabül ettiği görülecektir. Bu ilgi çekici ve tesadüf sayılamayacak paralellikten bizce anlaşılan: psikolojik (zihnî) tekamülle varılacak erdemlik suretiyle, yani dünyevî ihtiyaçlarımızın karşılanması aşamalarından başarıyla geçilmesiyle, insan istencinin ahlakî ve ruhanî bağlamda “hikmete”[8] yönleneceğidir. Buna ek olarak diğer bir paralellik de, Bilgilenme Piramidi zirvesindeki Anlanış kategorisi ile İhtiyaçlar Hiyerarşisi zirvesindeki Kendini Deneyimüstü Aşma kategorisinin olusal bağlamda eşit değere ve aynı maksada tekabül ettiğidir. Anlanış kademesini Bilgilenme Piramidineeklememizle, İhtiyaçlar Hiyerarşisinin son haline, en üst kademede, uyum sağlandığı görülmektedir. Böylece en derin ve ulvî “kendini deneyim üstü aşma” motivasyonunun anlanma ile giderilebileceği tekrar belirtilmelidir. Psikolojik bağlamda kıymetini anlamasak da, ihtiyaçlar hiyerarşisinin (bkz. s. 123) en üst kademesinin ruhani bağlamda kutsallığın keşfi olacağı aşikardır. İnsanın kalıcı mutluluğu ve pozitif psikolojisi açısında bu keşfin çok önem taşıdığı görüşündeyiz.
Hakikate Adalet
Özetle söylenmelidir ki: zihnî yeteneklerimizi geliştirip, mümkün olabildiğince en iyisiyle kendimizi gerçekleştirerek, göreliklerden bütünüyle sıyrılarak ruhanî bağlamda kendimizi deneyim üstü aşmak, temiz akılla, ahlȃken en üst “zirve” kademeye layık görülmemizin ifadesidir. Zaman içinde tırmanacağımız bilgilenme basamakları eşliğinde ve o sürede erişeceğimiz veriler sayesinde, “doğruya” doğru ilerleyiş ve bilgiyle bilgeliğe yükseliş, bilhassa hakikate adalet ve olana sadakat; sürdürülebilir bir aşamalar zinciridir.
Varlığımızla birlikte yaşadığımız ve herkese ait bildiğimiz hayatı, mevcudiyetleriyle yekpare duyulayıp, bir bütün halinde görebilmeliyiz. Ancak böyle bir tümelliğe karşın, bağlamlı olguların farklılıkları, sanki bizden izin almışçasına bizi kolaylıkla birbirimizden ayırmaktadır. Aslında farklarımız, “kendini boyayan tuval” üzerinde değişik renkleriyle birer kıymet olabilecekken ayrılık duygularımız, birliğimizi bu günaha kurban edebilmektedir. Ayrılık günahı aslında, Hakikate zararlı bir zandır; göreliğe batık zihnin çizip sonra boyadığı kopukluğun sanal bir resmidir. Ayrılık duygusuna son verebilmemiz ancak en ulvî halimizle kendimizi bilmemize, yani göreli mevcudiyetimizi deneyim üstü aşmaya bağlı bir olasılıktır! Bunun için takva döşeli yolda, Hz. Veysel’in dediği gibi “sağa sola sapmadan,” doğru bilgi eşliğinde, KendiBiz irademizle ilerlemeye ısrarla devam edebilir miyiz?
Olduran hakikati bilmek için oldurulanları öğrenmek, olanları görmek ve göresizlik halimizle, yaşayan An’daki sessiz Oluyu kendimizde Hayy Nefesiyle (saf mevcudiyetimiz olarak) duyulamak, ilgisi kıt veya bu konulara girmeye zaman bulamayan birçok insan için zor ve hatta olanaksız bir ihtimaldir diyebiliriz. Allah’a Hak yolunda kavuşmak için olusal konularda kafa karışıklığından kurtulmuş yaşamak, günümüz dünyasında insanlar için bir hayal gibi görünebilir. Dünyevî ihtiyaçlarını ihtirasla giderirken bencil kazanç körlüğünde kȃr gözeten uğraşılar içinde tasavvufî öğrenileri ele almak: sanki bu yalnızca tekkeleri ve tarikatları ilgilendiren bir konu olduğu zannedilebilir. Tevhidi konuda bilinçlenmenin her kişi için gereksiz ve lüzumsuz görülmesi bizce gerçekçi bir anlayışın bakışına ait değildir. Dünyevî yaşantısı boyunca, her bir anda temiz akıl kullanarak her bireyin Allah’a kavuşmasının olasılığının ve bunun bir “arzu” ve niyet meselesi olduğu Kur’an’da açıkça belirtilmiştir.[9] Bu arzunun bir ihtiyaca dayandığının ve niyetinin de bu ihtiyacı doyurmaya yönelik motivasyon olduğunun unutulmaması kutsallığımızın keşfi açısından gereklidir.

[1] Hz. Celalettin Rumi sözü.
[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Maslow_teorisi sayfasından alıntı çizimdir. Erişim tarihi: 15-8-2020. En üst kademe tarafımızdan eklenmiştir.
[3] (Maslow, A Theory of Human Motivation, 1943)
[4] Bu terim ilk defa 1940 senesinde Kurt Goldstein tarafından kullanılmıştır.
[5] Maslow: “Religions, Values, and Peak-Experiences,” 1970.
[6] “Göreliği Aşmışlık” olarak da okunabilir.
[7] (Maslow, Toward a Psychology of Being, 2014), s. 66.
[8] Hikmet: Manaları idrak etmek. (Farabi).
[9] Kur’an 18(69): 110.