KB – EK1

EK 1. DOKSAN DOKUZ İSİM

Al‑İlah’a atfedilen doksan dokuz isim aşağıda sıralanmıştır:[1]

1AllahO’nun zat ve özel ismidir. Diğer bütün esma ve sıfatlar, bu ismin içinde toplanmıştır. Diğer bütün isimleri bu isminin fiilleri, sıfatları ve tecellileri ile ilgilidir. 112:1 (al-Ahad)
2RahmânDünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden. 55:1
3RahîmMerhamet eden. 1:114
4AdilAdil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan. 6:115
5AfüvAffedici, günahları silip sâhibini cezalandırmaktan vazgeçen. 4:99, 4:149, 22:60
6ÂhirVarlığı sonrasız olan, varlığının zamansal sonu olmayan. 57:3
7AlîmHer şeyi çok iyi bilen. Bilgisi sonsuz, farkında olan, her şeyi en ince noktasına kadar bilen, ilmi ebedî ve ezelî olan. 2:158, 3:92, 4:35, 24:41, 33:40
8AliyyAlî, yüksek, büyük ve yüce olan; güçte, bilgide, hükümde, iradede ve diğer bütün yetkin sıfatlarında üstün olan. 4:34, 31:30, 42:4, 42:51
9AzîmBüyüklük sahibi, çok yüce olan; sınırsız ve kayıtsız büyüklük, üstünlüğün tek sâhibi, pek azametli olan. 2:255, 42:4, 56:96
10AzîzAziz, izzetli. Onurlu, mağlup edilemeyen, her şeye galip olan. 3:6, 4:158, 9:40, 48:7, 59:23, 39:5
11BâisHer canlıyı ölümünün ardından yeniden dirilten. 22:7
12BâkîVarlığının sonu olmayan, gelmeyen, süreklilik sâhibi, sonsuza kadar kalan, ebedî olan. 55:27
13BâriUmum kainatla münasip, tertipli, bir kalıptan döker gibi güzel yaratan, yarattıklarını temiz ve sağlam bir nizam üzere yaratan, olgunlaştırarak birbirinden farklı niteliklerde meydana getiren, her şeyin âzâ ve cihazını birbirine uygun yaratan. 59:24
14BasîrGören, her şeyi her yönüyle eksiksiz gören; insan ve hayvanlara çevreleriyle temasta olabilmeleri için dil, kulak, akıl, temas, görme ve diğer duyularını veren ve sorumlu olan yarattıklarından da kendisini eserlerinden tanıması için bu duyularla donatan. 4:58, 17:1, 42:11, 42:27
15BâsitFerahlatan, genişleten. Her hayrı veren, lütuf ve rahmetini kullarına yayan. Dilediğine bolluk veren, açan. 2:245
16BâtınVarlığı (zatı) gizli olan, cisim olarak görünmeyen; duyularla algılanamayan, varlığı gizli olan, ancak varlığı da kesin olarak bilinen. Akılların idrak edemeyeceği kadar yüce ve azabı gizli olan. 57:3
17BedîÖrneksiz yaratan, emsalsiz, acayip ve hayret verici âlemler yaratan. 2:117, 6:101
18Berrİyilik ve güzellik, bağışta bulunan, kullarına yardımcı olan. Kullarına iyilik ve ihsanı, nimetleri bol olan. 52:28
19CâmiToparlayan, istediğini istediği şekilde, istediği zaman, istediği yerde toplayan. 3:9
20CebbârGüç kullanan. Dilediğini cebir yoluyla yapan, kayıtsız şartsız herkese cebredecek güçte olan, hiç kimse tarafından kendisine cebir olunamayan. 59:23
21CelîlCelalet ve celadet sahibi, azim, mertebesi yüksek, büyüklük ve ululuğu pek yüce olan. Azamet sâhibi olan. 55:27, 39:14, 7:143
22DârElem ve zarar verecek şeyleri yaratan, hüsrana uğratan. 6:17
23EvvelVarlığının zamansal başı olmayan. Evvel; her şeyden önce olan, öncelerin öncesi, başlangıçların yaratıcısı ve varlığının öncesi olmayan. 57:3
24FettâhAçan, genişlik verici. Faydalı ilimlere karşı insanların kalbini açarak işlerini kolaylaştıran, bütün zorluklarını ortadan kaldıran. Her türlü müşkülleri açan, darlıktan kurtaran. 34:26
25GaffârGünahları çokça bağışlayan, çokça örten. Kullarının günahlarını affeden. 20:82, 38:66, 39:5, 40:42, 71:10
26GafûrMağfiret eden, suçları çok bağışlayan, insanların beğenilmeyen taraflarını gizleyen. 2:173, 8:69, 16:110, 41:32
27GanîÇok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan. 3:97, 39:7, 47:38, 57:24
28HabîrHer şeyden haberdar olan, her şeyin iç yüzünden ve gizli tarafından her yönüyle haber sâhibi olan, onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakan. 6:18, 17:30, 49:13, 59:18
29HâdîHidâyet verici, hidâyete kavuşturan, kulunu hayırla muvaffak kılan. 22:54
30HâfıdPerişan eden. Allah’ın, emirlerini dinlemeyen, başkalarını beğenmeyen, büyüklenip hak ve hukuk tanımaz zorbaları rezil, perişan eden. Yukarıdan aşağıya indiren, alçaltan, dereceleri düşüren. 56:3
31HafîzKoruyucu ve muhafaza edici olan. 11:57, 34:21, 42:6
32HakemHikmet sâhibi olan, yaptığı her işte hikmeti gözeten, hükmeden. 22:69
33HakîmHer şeyi inceliğiyle bilen, bu bilgisine göre emir ve yasakları vazeden, buyrukları ve bütün işleri yerli yerinde olan. Emirleri, kelâmı ve bütün işleri hikmetli. 31:27, 46:2, 57:1, 66:2
34HakMevcudiyeti (Zâtı) hiç değişmeden duran. Hiç yok olmayan ve gerçek olan. Vacib’ul vücut (mevcudiyeti zorunlu) olan. 6:62, 22:6, 23:116, 24:25
35HâlikHiç benzeri olmayan bir şeyi meydana getiren. Her şeyin varlığını ve geçireceği halleri taktir eden, yaratan, yoktan var eden. 6:102, 13:16, 39:62
36HalîmYumuşak muamele eden. Halîm, acele etmeyen, günahkârların cezasını vermeye güç yetirdiği halde bunu acele yapmayıp, onlara yumuşak davranarak cezalarını geriye bırakan. Hilmi çok olan. 2:235, 17:44, 22:59, 35:41
37HamîdÖvülen. Bütün varlığın diliyle övülmeye lâyık ve her an ancak O’na hamd edilen tek yüce varlık. 14:8, 31:12, 31:26, 41:42
38HasîbHesap gören. Aynı zamanda muhasebeci ve sayman. Kulların yaptıklarını muhasebeye tâbi tutan. Amellerin karşılığını verme hususunda kâfi olan. Herkesin yaptıklarını takdir edip bütün ayrıntılarıyla bilen ve her insana yaptıklarının karşılığını veren. 4:6, 4:86, 33:39
39HayyHer zaman diri olan. Ezelî ve ebedî diri olan, uyuklama, yorulma gibi noksanlıklardan uzak olan. Tam ve mükemmel manasıyla hayat sâhibi. 2:255, 3:2, 25:58, 40:65
40KābidSıkan, daraltan. Kābid, Allah’ın, her şeyi sonsuz kudreti altına alan, bu kudretiyle kuşatıp kavrayan, her şeyi emri altına alıp tutan. Dilediğine darlık veren. Kısıtlayan, doğrultan. 2:245
41KādirKudretli, kudret sâhibi, tükenmez kudreti olan, istediğini dilediği gibi yapmaya muktedir olan. 6:65, 36:81, 46:33, 75:40
42KahhârKahreden. Yok edici yüce bir varlık olan. Her şeye, her istediğini yapacak sûrette, gâlip ve hâkim. 12:39, 13:16, 14:48, 38:65, 39:4
43KaviyyKavî, kudretli, güçlü ve sınırsız kuvvet sâhibi olan. 22:40, 22:74, 42:19, 57:25
44KayyûmAyakta tutan, yarattıklarının işini çeviren, her işleneni bilen, evveli olmayan. 2:255, 3:2, 20:111
45    KebîrBüyük, yüce anlamında kâinatı hüküm ve kudretiyle idare eden, her şeyi hükmü altına alan ve pek büyük olan. 13:9, 22:62, 31:30
46KerîmCömert, kerem sâhibi; muktedirken affeden, cömertlik duygusunu veren, va’dini yerine getiren. Çok ikrâm edici, kerîmi olan. 27:40, 82:6
47KuddüsTertemiz. Her türlü hatâ, gaflet ve âcizlikten uzak, eksiklikten beri, mutlak kemâl sâhibi. Hakkında hiçbir eksiklik düşünülemeyen en mukaddes olan. Her türlü ayıplardan münezzeh, arı olan. 59:23, 62:1
48Latîfİnce, letâfetli. Hoş, nüfuz edici, saydam, güzel, yumuşak, gizli, derin, lütufkâr. 6:103, 22:63, 31:16, 33:34
49MâcidŞânlı. Mâcid, ulu ve cömert, şânı yüce olan. Kadri ve şânı büyük, kerem ve müsâmahası bol. 11:73
50Mâlik-ül MülkMülkün gerçek ezelî ve ebedî sâhibi. 3:26
51MâniEngel olan. Mâni, bâzı şeylerin meydana gelmesine müsâde etmeyen. 67:21
52MecîdŞerefli. Mecîd şan, şeref, büyüklük ve kudretinden dolayı yüce olan ve güzel işlerinden dolayı sevilip övülen. 85:15, 11:73
53MelikHükümdar. Mülkün sâhibi, mülk ve saltanatı devamlı olan. Bütün varlıkların üzerinde emretme, istediği gibi tasarruf etme, hiçbir şarta bağlı olmaksızın sâhip olma. Yarattıklarına emretme, sakındırma, cezâlandırma, istediğini zelîl, dilediğini de azîz etme kudretine sâhip olan. 59:23, 20:114, 23:116
54MetînSağlam, metânetli, kuvveti çok şiddetli olup hiçbir iş zor gelmeyen, pek güçlü. 51:58
55Mu’ahhirGeride bırakan, erteleyen, her şeyden sonra yine var olan; O’na uymayanları zelîl edip arkada bırakan, istediğini geri koyan. 71:4
56Mucîbİcâbet eden. O’na yalvaranların isteklerine karşılık veren, teklifleri bilen, duâları kabul eden, icâbet eden. 11:61, 2(186)
57MuğnîZenginleştiren, dilediğine zenginlik veren, ihtiyaçlarını gideren, müstağni kılan. 9:28
58MuhsîSayan, iyilik eden, ihsan eden, hayırsever. 72:28, 78:29, 82:10-12
59MuhyîCanlandıran, dirilten. Hayat veren, vâr ve ihyâ eden, sağlık veren. 7:158, 15:23, 30:50, 57:2
60MuîdDöndüren. Yaratılmışları yok ettikten sonra tekrar yaratan. 10:34, 27:64, 29:19, 85:13
61Muizİzzet ve azizlik veren. 3:26
62MukaddimÖne geçiren. Her şeyden önce olan; dilediğine maddî ve manevî nimetler verip yükselten. Takdim eden. 16:61, 17:34
63MukîtBesleyen, bilen, tayin eden, her yaratılmışın rızkını veren. 4:85
64MuksitDürüst veya tasarruflu. Bütün işlerini dengeli yapan. Hükmünde ve fiillerinde adaletli olan. 7:29, 3:18
65Muktedirİktidar sahibi. Muktedir, gücü her şeye yeten, her şeyi dilediği duruma getiren, kuvvet sahibi. 18:45, 54:42, 54:55
66MusavvirTasarımlayan, şekillendiren. Yaratmış olduğu varlıkların durumlarını taktir eden. 59:24
67MübdîVarlık veren. Hiç yoktan ortaya koyan. Yaratıkları maddesiz ve örneksiz olarak baştan yaratan. 10:34, 27:64, 29:19, 85:13
68MüheyminBelirleyici, koruyucu. 59:23
69Mü’minGüvenen,  güvenilen. 59:23
70MümîtÖldüren, can alan. Ölümü her canlıya takdir edip bunu uygulayan. 3:156, 7:158, 15:23, 57:2
71Müntakimİntikam alan. Günahkârlara adaletiyle müstahak oldukları cezayı veren. 32:22, 43:41, 44:16
72MüteâliHer şeyden yüce. Müteâli, bilinenlerin en üstünü. 13:9
73MütekebbirBütün ihtişamın sahibi, büyük ve büyüklenen. Zatının ve sıfatlarının mahiyeti bilinemeyecek kadar ulu. 59:23
74MüzilZillet veren. Lâyık olanları zillete düşüren, zelîl kılan, onları hor ve hakîr eden. 3:26
75NâfiFaydalandıran. Nâfi, hayr ve menfaat verecek şeyleri yaratan. 30:37
76NûrEvreni nurlandıran. Nûr, rûhânî ışık, dilediğini nûr eden. 24:35
77RâfiYücelten. Râfi, kaldıran, yükselten, gönülleri îmân ve irfan ışığıyla parlatan, yüksek gerçeklerden haberdâr eden. 58:11, 6:83
78RakîbKontrol ve gözetim altında bulunduran. Görüp gözeten, murâkebe eden, bütün varlıklar üzerine gözcü olup bütün işlerini kontrol altına alan. 4:1, 5:117
79Ra’ûfEsirgeyen. Çok şefkat ve merhamet gösteren, kolaylık sağlayan. 3:30, 9:117, 57:9, 59:10
80ReşîdDoğru yola eriştiren. Bütün âlemleri dosdoğru bir nizam ve hikmetle âkıbetine ulaştıran. 2:256, 72:10
81RezzâkRızıklandıran. 51:58
82SabûrSabırlı olan, isyankârlardan acele intikam almayan. 2:153, 3:200, 103:3
83SamedHer şey kendisine muhtaç olan, kendisi ise hiçbir şeye muhtaç olmayan. Tüm canlıların ihtiyaçlarını gideren ve her türlü istekte doğrudan kendisine başvurulan. 112:3
84ŞehîdŞâhit, her şeye şâhit olan, her şeyi hakkıyla gören, bilen ve muâmelesini de buna göre yapan. Her zaman ve her yerde hâzır ve nâzır olan. 4:166, 22:17, 41:53, 48:28
85ŞekûrAz şükredene dahi çok nimet veren. 35:30, 35:34, 42:23, 64:17
86SelāmEsenlik kaynağı. İslam sözcüğüyle aynı semantik kökten türer. Her çeşit âfet ve kaderlerden emin olan. Barış. 59:23
87Semîİşiten, işitme kuvvetine sâhip olan ve işitme gücünü veren. Kullarının niyazını kabul eden. 2:127, 2:256, 8:17, 49:1
88TevvâbTövbelere kucak açan, tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkânı veren, bağışlayan. 2:128, 4:64, 49:12, 110:3
89Vâcidİcâd eyleyen, varlığı kendinden olan. Vâr olan ve her şeyi vâreden, icâd eyleyen; dilediğini istediği anda var edip yaratan. 38:44
90VâhidEşi ve benzeri olmayan, zâtında tek olan. Kendisinden başka olmamak, zâtında, sıfatlarında, işlerinde ve hükümlerinde, fiillerinde aslâ ortağı, dengi ve benzeri bulunmayan. 2:163, 5:73, 9:31, 18:110
91VâlîEvreni ve evrende olan her şeyi yöneten. Yardım eden, destek veren, işleri düzenleyen, kâinâtı ve bütün hâdisâtı tek başına idâre eden. 13:11, 22:7
92VârisBütün servetlerin gerçek sâhibi. Varlığı devam eden. 15:23, 57:10
93VâsiBağışlaması bol ve rahmeti çok olan. Yarattıklarına maddî ve manevî genişlik veren. Lütfu bol olan. 2:268, 3:73, 5:54
94VedûdSevilen, çok şefkatli, muhabbetli, sâlih kullarını çok seven ve onlarca çok sevilen, onları rahmet ve rızâsına erdiren; sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya yegâne lâyık olan. Sevgi ve dostluk hissini yaratan. 11:90, 85:14
95VehhâbKarşılıksız bolca veren, çok fazla bağışlayan. Hak sâhibi olmadıkları halde yarattıklarına çok çok veren. Çok fazla ihsan eden, çeşit çeşit nimetleri daima bağışlayan. 3:8, 38:9, 38:35
96VekîlHayatını Allah’a tevekkül ederek düzenleyen ve böylece O’na sığınanların işlerinde kendilerine yardım eden; idâresinde hiçbir kayda ve şarta bağlı olmayan. Tevekkül sâhiplerinin işini düzeltip onlardan daha iyi temin eden. 3:173, 4:171, 28:28, 73:9
97VelîVeli, dost, emir sâhibi ve iyi insanların, yâni müminlerin dostu olup onlara yardım ederek işlerini yöneten. 4:45, 7:196, 42:28, 45:19
98ZahirYarattıklarıyla varlığı aşikâr olan, görünen, varlığında hiç şüphe olmayan, varlığı her şeyden âşikâr olan. Her yaratık, yaratanının görülen bir şâhididir. 57:3
99Zülcelâl-i vel-İkrâmŞanlı ve İkrâmlı. Hem azamet, hem de fazl‑u kerem sâhibi. 55:27, 55:78  

[1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Allah’ın_isimleri