KB – EK2

EK 2. ONTOLOJİK SİLSİLE

Bu ek bölümde, ontolojik silsile anlatımına somut karakterli “renklenme” örneğiyle açıklık getirmeyi ümit ediyoruz. Aşağıda şekildeki Renklenim Silsilesi ile Şekil 1’deki ontolojik Olunum Silsilesi arasındaki paralelliği göstermeye çalışacağız.

Şekil 10.  Renklenim Silsilesi

Tüm göreli vasıflardan arınık ve her şeyle beraber tek bir yetenek vardır. O da somut olanla iç içe soyut olunumdur. “Bir şey olmak” bahsinin berisinde konumuz, nesnellikten ve ölçülebilirlikten sıyrık ontolojik çıplaklıktır. Bu çıplaklık Oluluğun göresizliğinden kaynaklı olunumdur. “Renk” kelimesi ile “kırmızı” kelimesi arasındaki ilişkiyi düşündüğümüzde, “renklilik” özel olarak, somutluğu algılanabilir kırmızı veya mavi türünden görünebilir herhangi bir renge atıf yapmadan, yani aidiyetten arınıklığın bildirimidir. Hiçbir renge gönderge yapılmaması halinde, renkliliğin soyut mevcudiyetine “renksizlik” denilmesine yol açacaktır. Bunun yanında, kırmızı renge yapılacak bir gönderge, nesneye renksel özellik/aidiyet kazandıracak somut renklenime neden olacaktır. Dolayısıyla, “renkli olmak” (veya renklenmek) kırmızıya özgü (referansla) göreli bir olgu niteliğine ait yapacaktır. Şekil 10 ortasındaki noktalı dikey çizginin solundaki alan bütün renkleri ihtiva edebilir potansiyele sahip olmasına rağmen, hiçbir bir renge “göre” olmayan (göresiz) soyutluktadır. Şeklin sağ tarafı ise, “RENKLEN!” hükmüyle, somut bir renge nazarla (göreli) renklenim varlığına sahipliği temsil edecektir.

RenkÖylelikOlu
Renklen!“öyle ol” hükmüOl!
renklilik“öyle”lik kazandıran vasıfOluluk
soyut renklenimgöresiz yetenek,                    renk bağışlayabilir potansiyelsoyut olunum
somut renklenimgöreli renklendirme yeteneğisomut olunum
kırmızı renklenimkırmızı renklendirme yeteneğigöreli olunum
mavi renklenişmavi “öyle”likolmuş “öyle”lik
kırmız elmaKırmızıya aitlikOluya aitlik (oluşum)

Tablodaki sözcükler, Oluluk ile renklilik arasındaki paralelliği lügat üzerinden göstermek için düzenlenmiştir. Bu düzen sayesinde amacımız, ontolojik bağlamda olunum ve renklenim kavramlarının ilkesel müsaviliğinin gösterilmesidir.

Tohum ve Fidan

Ontolojik silsileyi başka bir yönde açıklamak amacıyla; bir ağaç ile tohumu arasındaki olunum bağını düşünmemiz faydalı olacaktır. Yeraltındaki bir tohum, kaynak olarak, zaman içinde bir fidan, giderek ağaç değişimini olgulayabilir potansiyeldedir. Her oluşanın varlantı çekirdeği, yani somut mevcudiyetinin menşei (cevher‑veri) soyut mevcudiyettir. Fidanın toprak üstü varlığı berisinde (evvelinde) Oluluk her zaman için olguyla iç içe, yekparedir. Fidanın “soyut mevcudiyeti” düşünüldüğünde, başlangıcı tohum, toprak altı “kaynaktır.” Metaforik tohumun temsil ettiği ve bütün tohumlara tekabül eden evrensel kaynak Hayy’dır. Tohumun nesnel yapısını bir anlık unutursak, metaforik tohumu örnek olması için sadece arınık, olusal bir vasfa büründürebilirsek, sadece Oluluğu temsil ettiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla fidan haline dönüşebilecek tohumu, fidanlık öncesi, yeraltında olusal özelliğiyle göremiyor olmamız kaynağın potansiyeli açısından var edebilme (veya varlatabilme) gücünün olmadığı anlamına gelmez; Oluluk, varlanmak üzere olgusal gelişim yönünde tohumun ve fidan olma potansiyelinin tek sahibidir. Tohumun fidana dönüşmesini sağlayacak olunum‑sahipliği, yani Oluluğu, toprak üstünde filiz verene dek belli olmayacak ve görülmediğinden izlenemeyecek, yani ağacın toprak üstünde nesnel varlığı daha başlamamışken toprak altında da yok zannedilecektir. Ağacın toprak üstünde gözle görülebilir somut mevcudiyetinin delili fiziksel oluşumun, yani nesnel varlanışın teşhisi olacaktır. Şu unutulmamalıdır ki toprak üstünde halen varlığı görülemeyen “fidan,” soyut olarak toprak altında her an olusal mevcudiyettedir ve somut olunum potansiyeline sahip  olduğundan Oluludur; Olu verilidir. Tüm veriler Allah’tandır; Allah’ındır; Kendiliğidir.

Tohum örneğimizde, orta nokta (ortam) toprak sathı sayılarak soyut olunum ile somut varlanma arası metaforik “sınırı” çizmektedir. Sathın berisinde, fidan oluşumu öncesi tohum Oluluğu somut olunumu gerçekleştirecektir. “Fidan” olgusunun cevheri/kaynağı Oluluğuyla Hayy hakikati, aynı zamanda ikilemden ötürü toprak üstünde göremediğimiz bâtınî ve içsel yaşatma potansiyelidir. Ontolojik bağlamda toprak altında başlayarak sürecek olunum silsilesinin “taktiri,” olunum silsilesi perspektifinin açıklığa kavuşmasıyla olasıdır. Bu da ancak olduran Hayy saflığının soyut olunum şuuruyla deneyimlenmesi sonrasında mümkündür.[1]


[1] Bkz.  Kutsal Araç: Ruhanî Göz, s. 174