ÖNSÖZ
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin birinci maddesi şöyle diyor:
“Bütün insanlar hür, haysiyet [öz saygı] ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.” [1]
“Kardeşlik zihniyeti” ile davranış konusunun beyannamenin birinci maddesinde yer alması öncül sayıldığının delilidir. Yaşantı ideali olabilir böyle bir öncülün nasıl koşulsuz gerçekleşeceği Kur’an’da çeşitli temalar altında, anekdotlarla işlenmiştir. Bu temaların başında adalet kavramı gelir. Takva[2] sayesinde “Adaletli olun”[3] denilerek insan ilişkilerinin temelinde (her kadın, erkek ve çocuk için) hakların korunması hedeftir. İnsanların mutluluğu için fizikî, fikri, vicdanî iyiliklerin ve spiritüel güzelliklerin her fırsatta önde tutulması, barışın insanlar arasında sağlanması ve dünyamızda “ideal” yaşamın cennet (gibi) olması kutsal Kitabın gözettiği emeller arasındadır. İnsan kutsallığını “Biz” denilmiş Hakikat bütünlüğü için taktir ederek uğraşı vermemiz istenmektedir. Dünya kürenin her bir köşesinde, her ırktan insanlar etrafında dostane ilişkiler nasıl kurulabilir güdüsüyle, “kim olursan ol yine gel!” anlayışını geliştirmek bir insanlık görevi sayılmadır. Her zaman “dostluk ve barış isteriz!” pankartı elimizde, her türden (maddi, manevi) alış‑verişte denge ve uyum arayan derin ve kalıcı değişimleri, ahenk içinde herkesin olumluluğu adına gerçekleştirmeliyiz. Bu genel hatlar içinde çabamız, Kur’an rehberliğinde işaret edilmiş ruhanî olgunluğu izleyen yolun açık kalmasını sağlamaktır. Bunu gerçekleştirecek anahtar ilkelere (takva bunların başında gelmektedir) ilahiyat bağlamında atıf yaparken kavram tanımlarını günümüze uygun bir yaklaşımla ve kimseyi gücendirmeden sunmaya çalışacağız. Ayrıca, inanç bazlı tasavvurlar ile, kutsal kaynaktan ilk elden edinilecek kesin bilgiler arasındaki farkların zihni değişimlere yapacağı etkinin önemle düşünülmesi üzerinde duracağız. İnanç‑bilinç farkının takdir edilerek samimi inancın ötesinde erişilmeyi bekleyen bâtıni bilince yönelik doğru tefsirler eşliğinde vahiy verilerinden yararlanılmasına kutsallığın keşfi için özen göstereceğiz.
Elinizdeki metnin, çoğunlukla Elmalılı Hamdi Yazır Efendi’ninKur’an‑ı Kerim Yüce Meali[4] kitabının ve Kur’an’ın başka meallerinin farklı bir lugatla okunması ve mümkün olduğunca ontolojik (varlık bilimsel) bir eğilime dayanması için çalışılmıştır. Bu kitap ruhanî kısımlarıyla Kur’an’ın bâtıni (ezoterik, iç gerçekle ilgili, gizemli) derinliğine ulaşamayan kardeşlerimiz için bir cins perspektif yaratma çalışması olarak amaçlanmıştır diyebiliriz. Bu perspektifin hedefinde, dini farkındalık yaratmak, o bağlamda kullanılan farklı dili etkin kılmak ve okura bilgi derinliği sağlamak vardır. Konumuz dahili temalarla ilgili Kur’an ayetlerinin tefsirleri değişik bir üslupla ifade edilirken, ilahiyat bağlamında hakikatin doğru ve çelişkisiz bir şekilde yansıtılması koşuluyla, bazı anahtar kelimelerin yerine yenileri önerilmiş veya bazen tercih edilmiştir. Bunlara örnek:
- “Var olmak” fiili yerine “varlanmak” fiili
- “Olmak“ fiilinin “olu, oluluk, olunum” gibi türevlerinin ilahiyat bağlamına eklenmesi ve kullanılması
- “Tanrı” kelimesi yerine “İlah”[5] kelimesinin itibar görmesi
- “Mutlak” kelimesi yerine “göresiz” kelimesinin kullanımı
- “İslam” kelimesinin “Hakikatle barışık olma adına Hakk’a teslimiyet” manasında mealen kullanımı, gibi…
Sonuçta, Kutsallığın Keşfi Projemizin Hak katında kabul görmesini ve memnuniyetle karşılanacak bir çaba sayılmasını umut ediyoruz.
[1] https://www.tbmm.gov.tr/komisyon/insanhaklari/pdf01/203-208.pdf.
Son erişim tarihi: 11-9-2020.
[2] Bkz. Sözlük, s. 219.
[3] Kur’an 5 (112): 8.
[4] (Elmalılı, 1997)
[5] Kutsallık ve ilahilik bağlantılı kelimeler büyük harf ile yazılmışlardır (söz gelimi, İlah, Olu ve Hakikat, İlahi Aidiyet gibi).