| Aden | Allah’ın Bahçesi, devamlı ikamet edilen yer; bir şeyin merkezi ve ortası |
| ahlȃk | doğru olan |
| ahadiyyet | ezelî ve ebedî Teklik; Allah’ın zatını zatıyla bilme mertebesi |
| aidiyet | özelliklere ilişkinlık, ait olma durumu |
| An | göresiz mevcudiyet hali, soyut olu |
| anlanma | Anın deneyimi ile göresizlik bilincine erişim |
| arınıklık | saflık, göre(ce)likten yoksunluk |
| artam | meziyet, fayda, değer, fazilet, kıymet |
| bakî | gelecekte varlığının sona ermesi düşünülemeyen |
| bâtıl | gerçekliği bulunmayan her şey |
| bȃtın | iç, dahili. Gizli. İçyüz. Sır, esrar. Künh ve zatı itibarı ile gizli. |
| bekâ | bulunduğu halde kalma |
| beşerî | insanlıkla ilgili, bedensel göreli mevcudiyet alemi |
| cennet | ebedî Olu; Kur’an 37:43 de çoğul yazılmış olması önemli. |
| çıplak bilinç | her türlü görelikten arıtılımış bilgi işlevi |
| değgin | tekabül eden (corresponding) |
| deneyüstü | göresizliğin deneyimi (transcendence) |
| dirilik | canlılık, Hayy |
| duyulamak | deneyim suretiyle edinmek, algılamak, şuurunda olmak |
| edep | etik olan |
| erek | amaç, varılmak istenen emel |
| esmȃ | isimler, adlar. İşitmeler. |
| fenâfillâh | Arapça “fenâfillâh” Allah katında ölmek manasına gelir. Fiziki olmayan ruhanî haldir. |
| gayb | ezoterik, gizli |
| günah | Hakikate zarar. Dine aykırı iş. Cezayı gerektiren amel. Allah’ın emirlerine uymayan hareket. |
| hakikat | en doğru, en mükemmel olan |
| Hakk | hakikatin Kendisi; Allah ismi |
| | |
| hal | durum, vaziyet, görünüş, tavır, suret, keyfiyet, biçim, tarz |
| halet | hal, durum, nitelik |
| Hayy | dirilik, İlahî Aidiyet; yalın/saf mevcudiyet; Oluluk, diriliğe aidiyet yaratan hakikate. |
| haysiyet | öz saygı |
| hidayet | doğruluk. Hakı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak. |
| hikmet | her şeyin fayda ve gâyesine dikkat etmek |
| Hû | Allah’ın Zat’i ismi; Kendi. |
| Hüve Hüve | Kendi Kendisi |
| ıvaz (din) | karşılık olarak verilen şey, bedel (ceza) |
| iç içelik | bir biri içinde, ikilemin yokluğu durumu |
| içlem | bir nesnenin içeriğini oluşturan şey |
| içtihat | bilgeli görüş, özel görüş, anlayış, kavrayış |
| ihlas | saf ibadet, samimiyet, yürekten bağlılık |
| İlahî Hakikat | 99 ismin tamamı, kapsamı (bkz. s. 225) |
| imlemek | dolayısıyla anlatmak, im (işaret) koymak |
| kelam | İlahî Hakikatten, sıfatları ve İslâm’ın doğruluğundan bahseden ilim; hakikat bilinci , ,; |
| kıyam bi-nefsihî | Kendi özü gereği varolan |
| kul | Allah’a itaat ve ibadet eden |
| kulluk | ibadet ediş |
| kuram | teori |
| kurtuluş (ruhanî) | anlanma, ulvî Teklik halimizi deneyimlemek |
| levh-i mahfuz | kitap, Olu |
| lûtf | merhametli davranmak |
| mağfiret | bağışlama |
| mahiyet | öz, esas, içyüz, hakikati, niteliği |
| marifet | irfan, yakīn |
| melekût | görünmeyen (gayb) alem |
| metagir | zihnin ürettiği kotlanış, temsil eden sembol yapı |
| mesani | mükerrer, bir şeyin tekrarı |
| mihenk taşı | öçü, tartı |
| mûkaşefe metagirsel | keşfetmek |
| olusal | varlık/olunum (bilimi) bağlamlı |
| ontoloji | varlık/olunum bilimi |
| ontolojik | olusal |
| öğe | bileşik bir şeyi oluşturan birimlerden her biri |
| örtü (ruhanî bağlamda) | görelik |
| öz | içerik, içlem (kavramın niteliklerinin tümü) |
| özdek | materiel |
| özdeksel | parçaları yok edilemeyen |
| özdelik | gerçekliğe yakınlık; öz benliğinde olmak |
| özne | eylemi yapan kimse veya şey |
| refleksif | öze döngülü, super objektif izlenimli bir yaklaşım |
| re’y | kalp/akıl gözüyle görmek, düşünce, kıyas, kanaat |
| riyazet | Nefsin isteklerini kırma |
| ruhanî | tinsel, tınsal, tensel, içi ile ilgili |
| saf hürlük | göresizlik |
| salihat | dine uygun iyi hareketler |
| s.a.v. | “Allah’ın selamı onun üzerine olsun” anlamına gelen “sallallâhu aleyhi ve sellem” kısaltması |
| sıdk | doğruluk, gerçeklik, haklı, sadık |
| şümul | kapsam, içine alma, kaplam |
| takva | Doğruyu yapma, düşünme titizliği, yanlışa bulaşma tedirginliği, hak yememe hassası. Klasik manada: günahlardan kendini korumak, dünya yasaklarına uymak, haram şeylerden çekinmek |
| teleoloji | gayebilim; “niçin” sorusuyla sonuç gözeten çaba. |
| tenzih | arılama, kusur kondurmama, hatasız mükemkelliyet |
| teozofi | İlahiyat felsefesi |
| tepki | eylemin uyandırdığı değişimlediği karşı eylem |
| teşbih | benzetmek |
| tesbih | daim olmak, süreklilik, tekrarlamak |
| tevekkül | güvenerek her şeyi Allah’a bırakmak |
| tevfik | Allah’ın kuluna yardım etmesi |
| tevhid | İlahi Teklik |
| tezkiye (nefs) | pak ve temiz etmek |
| tin | ruh, soluk, can, öz |
| tinsel | ruhanî (spirituel) |
| soyutlama | tecrit, bağlardan kurtarmak |
| şeriat | İslam’da dinsel hükümler, doğru yol |
| vahdet-i vücut | Tekil Olu, Oluluğun birliği |
| varlantı | var edilen |
| vav | değişik anlamları olan harf. İlahî Tekliği |
| vecih (vech) | yüz, çehre, zât |
| vechu’llah | Allah’ın Zȃtı, (Kur’an 2: 272) |
| vicdanî şuur | zihnî göreliklerden arınık doğruluk bilinci |
| vuslat | buluşma (sevgiliyle); birlik hali |
| yakîn | kesin |
| yalın | arınık |
| zikir | adını anma, namaz |
| zühd | Allah korkusu, dünyaya rağbet etmemek, az ile yetinmek, nefsani zevk ve arzulardan kendini çekerek ibadete vermek |