Deneyim, Dolaysızlık ve Oluluğun Gerçeklenmesi
Güncel söylemde mistisizm ile spiritüalite çoğu zaman birbirinin yerine kullanılmaktadır. Her ikisi de içsel deneyim, artmış farkındalık ya da dönüştürücü hâllerle ilişkilendirilir. Oysa bu eşitleme, ancak ontoloji psikoloji ve deneyimin önüne alındığında görünür hâle gelen hayati bir ayrımı perdelemektedir.
Burada söz konusu olan, deneyimin değeri değil; hangi tür deneyimden bahsedildiğidir.
Ontoloji ve “Olan Nedir?” Sorusu
Ontoloji, inançtan, yorumdan ya da betimlemeden önce olanı konu edinir. Bir şeyin nasıl bilindiğini, hissedildiğini ya da açıklandığını değil; olup olmadığını ve hangi anlamda olduğunu sorar. Dinî dilde ontoloji; Hakikat, Gerçek, Zemin ya da Saf Mevcudiyet (Oluluk / IS-ness) olarak adlandırılan şeye işaret eder.
Ontoloji net olduğunda, anlam için dengeleyici bir referans işlevi görür. Ontoloji bulanıklaştığında ise anlam; inançlara, ideolojilere ya da deneyim arayışlarına dağılır.
Deneyim Olarak Spiritüalite
Bugün “spiritüalite” adı altında anılan pek çok yaklaşım, deneyim alanında işlemektedir. Duygusal yükselme, sezgi, bilinç hâllerinin değişimi, vizyonlar, birlik hissi ya da genişlemiş farkındalık buna dahildir. Bu deneyimler derin ve faydalı olabilir; algıyı saflaştırabilir, ben-merkezli katılığı yumuşatabilir ve daha derin bir açıklık için zemin hazırlayabilir.
Ancak bu tür deneyimler hâlâ dolaylıdır. Duyum, hayal gücü, duygu ya da biliş aracılığıyla gerçekleşirler. Hâlâ bir deneyimleyen ve deneyimlenen vardır; hâlâ mesafe, kıyaslama ve zamansallık sürmektedir. KendiBiz terminolojisinde bunlar dolaylı veri edinme türlerine karşılık gelir.
Spiritüel deneyim, ne kadar rafine olursa olsun, henüz ontolojik bir gerçekleşme değildir.
Mistisizm ve Dolaysız Deneyim
Mistisizm, aracılığın sona erdiği yerde başlar. Onun meselesi özel hâller değil, dolaysızlıktır. Zirvesinde mistisizm, deneyimlerin birikimi değil; bilen ile bilinen arasındaki mesafenin çözülmesidir.
Bu, mistisizmin deneyimi reddettiği anlamına gelmez. Aksine, dolaylı deneyim ile dolaysız deneyim arasındaki farkı açıkça ayırt eder.
Dolaysız deneyim, ikilik içermeyen deneyimdir; burada deneyimleme (deneyimleyen) ile deneyimlenen artık ayrıştırılamaz. Temsil yoktur, “hakkında olma” yoktur, arada hiçbir şey yoktur. Bilinen, gözlemlenen değildir; içinde durulandır. KendiBiz bu hâli anlanma (instanding) olarak adlandırır.
Burada deneyim ile tanıma çakışır.
Körlük Metaforu
Körlük metaforu bu ayrımı son derece net biçimde ortaya koyar. Körlüğü başkalarından dinlemek, gözlemlemek ya da taklit etmek; kaynağa farklı mesafelerde bilgi üretir. Ancak kişi bizzat kör olduğunda, körlük dolaysızca bilinir. Yeni bir şey eklenmez; yalnızca mesafe ortadan kalkar.
Benzer biçimde mistisizmde de Hakikat, yeni bir şey olarak keşfedilmez. Hiçbir zaman yok olmamış ve yok olması da mümkün olmayan Olu hakikati tanınır. Değişen, Oluluk değil; edinim biçimidir.
Çıplaklık ve Göresizlik
Aynı yapı gündelik hayatta da görülür. İnsan soyunduğunda, çıplaklık ne çıkarımla ne de hayalle bilinir; yaşanır. Yeniden giyinildiğinde çıplaklık artık bilinebilir, çünkü dolaysızca deneyimlenmiştir. Deneyimin kendisi anlıktır ve aracısızdır; sonradan oluşan bilgi ise türevdir.
Anlanma da buna benzer. Göresizliğin, yani Kendiliğin Birliğinin dolaysız deneyimlenmesidir; kavramsal ya da deneyimsel herhangi bir örtü olmaksızın. Bu bir psikolojik zirve değil; ontolojik bir dolaysızlıktır.
Mistisizm Ontolojiyi Yeniden Ortaya Koyar
Bu nedenle mistisizm, spiritüalitenin yoğunlaştırılmış bir hâli değildir; spiritüalitenin tamamlanmasıdır. Spiritüalite arınma ve detoks yoluyla hazırlar; mistisizm ise Hakikat ile dolaysız gerçekleşmeye varır.
Bu bağlamda sıkça alıntılanan ifade, ancak şu şekilde hassaslaştırıldığında yerini bulur:
Mistisizm, zirvesinde dolaylı deneyim değil; dolaysız deneyimdir: oluluğun olunum olarak dolaysızca gerçekleşmesi.
Ontoloji kendini açıklamayla değil, mevcudiyetle yeniden ortaya koyar. Metafizik modeller susar; deneyimsel çabalama gevşer. Geriye kalan, Saf Mevcudiyetin Kendiliği’nde bilinçsel buluşmadır.
Son Bir Açıklık
Spiritüel deneyim, mistisizme karşıt değildir; hazırlayıcıdır. Mistisizm deneyime karşı değildir; aracılıktan özgürleşmiş deneyimdir. Dolaylı deneyim ile dolaysız deneyimin ayırt edilmesi, mistisizmin özünü oluşturan Oluluk gerçeğinin ilk elden kavranabilmesi için zorunludur.
Anlanmada tanınan ontolojik Hakikat kişisel ya da değişken değildir. Herkes için aynıdır; farklı olan, bu Hakikate yaklaşırken kullanılan diller, gelenekler ve yollardır. Değişen Hakikat değil; aracılığın terk edilme biçimleridir.